Melek-i Tavus
Melekler Âlemindeki Konumu [1]
Raa Haqi yaratılış anlatısında Melek-i Tavus sıradan bir melek değildir; 366 meleğin başı olarak konumlandırılmaktadır. Bu yönüyle göksel düzende yüksek bir mevkiye sahiptir. Nesimi Kılagöz’ün aktardığı anlatıda Melek-i Tavus’un bu merkezi konumunu, onun daha sonra düşüşünü ve Şeytan adıyla anılmasını anlamlı hâle getirmektedir (Gezik 2022, 363-88). Dersim’e ait bu yaratılış anlatısının özellikle Cebrail ve Melek-i Tavus’a verdiği merkezi rol bakımından Anadolu’daki yaygın Alevi yaratılış anlatılarından ayrılmaktadır.
Anlatıya göre Cebrail’in düzenlediği göksel ziyafet sırasında bütün melekler yerlerinde durmakta ve kusursuz yapıya bakmaktadır. Ancak Melek-i Tavus abdestinin bozulduğunu söyleyerek yerinden kalkmaktadır. Su ile kurduğu diyalogda, yalnızca dışsal temizliğe yönelmesi eleştirilmektedir. Su ona asıl meselenin dışsal arınma değil, içsel hakikat ve kendini bilme olduğunu söylemektedir. Bu olaydan sonra Melek-i Tavus göksel düzenden uzaklaştırılmaktadır. Bu nedenle onun ilk hatası yalnızca itaatsizlik değil, iç hakikati görememe ve kendini bilememe olarak anlatılmaktadır (Gezik 2022, 363-88).
Adem’e Secde Etmeyi Reddetmesi
Adem yaratıldıktan sonra bütün meleklere ona secde etmeleri buyrulmaktadır. Melek-i Tavus’a da ikinci bir fırsat verilmektedir. Ancak o, Adem’e secde etmeyi reddetmektedir. Gerekçesi, kendisinin ateşten, Adem’in ise topraktan yaratılmış olmasıdır. Ateşi topraktan üstün görmekte ve çamurdan yaratılan Adem’in önünde eğilmeyi kabul etmemektedir.
Kılagöz (Gezik 2022, 363-88) anlatısında Melek-i Tavus’un bu tavrı, Adem’in içinde bulunan nuru görememesiyle ilişkilendirilmektedir. Yani sorun yalnızca yaratılış maddeleri arasında bir hiyerarşi kurması değildir. Asıl mesele, Adem’in zahirî çamur bedeninin ardındaki kutsal özü fark edememesidir. Bu olaydan sonra Melek-i Tavus, “kendini bilmeyen” varlık hâline gelmekte ve bu dünyada Şeytan adıyla anılmaktadır.
Burada Şeytanlaşma, yaratılıştan gelen mutlak kötülük değil; bilme, görme, tanıma ve hakikat karşısında doğru konumlanma sınavında başarısız olma hâlidir. Melek-i Tavus, Adem’deki nuru ve Haq’ın insana verdiği kutsal özellikleri tanımadığı için düşmektedir.
Hava ve Yasak Buğday Anlatısı
Melek-i Tavus’un anlatıdaki ikinci önemli rolü, Hava’ya yasak buğdayı yedirmesiyle ilgilidir. Anlatıya göre Adem ve Hava cennette yaşarken yalnızca buğday kendilerine yasaklanmaktadır. Melek-i Tavus tavus kuşu biçimine girmekte, ardından yılanın derisine bürünerek cennete girmektedir. Hava’yı bulmakta ve onu buğdayı yemeye ikna etmektedir. Hava buğdayı yedikten sonra çıplaklığını fark etmekte, ardından Adem de buğdayı yemektedir. Bunun sonucunda Adem ve Hava cennetten çıkarılmakta ve dünyaya gönderilmektedir (Gezik 2022, 363-88).
Bu anlatıda Melek-i Tavus, insanın dünyaya iniş sürecinde belirleyici bir sınav figürü olarak yer almaktadır. Buğday yalnızca yasak bir yiyecek değil; insanın bilgi, beden, cinsiyet, ölüm, soy ve dünya hayatıyla ilişkisinin başlangıcıdır. Bu nedenle Melek-i Tavus’un rolü, insanı basitçe kötülüğe sürüklemekten ziyade, insanın dünya hayatındaki sınavını başlatan kozmolojik karşı-figür olarak anlaşılmaktadır.
Seytan Adı ve Dünya Sınavı
Raa Haqi sözlü geleneğinde Şeytan’ın öteki dünyadaki adı Melek-i Tavus’tur. Bu ad, onun başlangıçtaki melekî konumuna işaret etmektedir. Anlatıya göre Melek-i Tavus / Seytan, Haq’ın yarattığı ilk meleklerden biridir; ateşten yaratılmıştır ve 366 meleğin başıdır. Haq’ın kararlarına soru yöneltebilen, onun buyruklarına karşı çıkabilen tek melek olarak öne çıkmaktadır (Gezik 2022, 363-88; Gezik ve Çakmak 2010).
Adem’e secde etmeyi reddetmesiyle insan ile Şeytan arasındaki mücadele başlamaktadır. Anlatıya göre Şeytan Adem’e meydan okumakta; Haq ise ikisini başka bir âleme, yani bu dünyaya göndermektedir. Böylece dünya, insan ile Şeytan arasındaki hesaplaşmanın ve insanın kendi iradesiyle sınanmasının mekânı hâline gelmektedir (Gezik 2022, 363-88; Gezik ve Çakmak 2010).
Bu sınavda insan bütünüyle çaresiz değildir. Haq, insana kendisinden otuz özellik vermiştir. Bunların başında akıl, fam, izan ve marifet gelmektedir. Bu dört özelliği temsil eden makamlar vardır; ve kişi bu makamları temsil edenlerden (musahip, rayber, pir ve mürşid) destek alır. Bu özellikler, insanın Şeytan karşısında hakikati ayırt edebilmesini ve kendi eylemlerinden sorumlu olmasını sağlamaktadır.
Sorumluluk, Nefs ve İnsan İradesi
Raa Haqi inancında Şeytan, insanın yaptığı kötülüklerin tek sorumlusu olarak görülmemektedir. Çünkü insanın davranışlarına karar verme yetisi vardır. Haq, dünya işlerine doğrudan müdahale etmemekte; insan kendi aklı, idraki, vicdanı ve yol bilgisiyle seçim yapmaktadır. Bu nedenle kötülük yalnızca Şeytan’ın dışsal etkisine bağlanmamaktadır. İnsanın kendi nefsi, kibri, bilgisizliği ve hakikati görememesi de bu sürecin parçasıdır (Gezik 2022, 363-88; Gezik ve Çakmak 2010).
Bu anlayış, Raa Haqi ahlakında insan sorumluluğunu öne çıkarmaktadır. Şeytan vardır; ancak insanın hatalarını bütünüyle ona yüklemek doğru görülmemektedir. İnsan, yaptığı işlerden kendisi sorumludur. Bu nedenle Şeytan, Raa Haqi geleneğinde hem sınayıcı hem de insanın içindeki karanlık eğilimleri görünür kılan bir figürdür.
Bu yüzden Raa Haqi anlatılarında Şeytan bütünüyle aşağılanan, lanetlenen ve bütün kötülüklerin tek kaynağı sayılan bir varlık değildir. Haq’ın yarattığı her varlık gibi o da yaratılış kaynağı bakımından bütünüyle değersizleştirilmemektedir. Ancak kendini üstün görmesi, Adem’deki nuru tanımaması ve hakikat karşısında yanılması nedeniyle yolun dışına düşmektedir. Bu nedenle bazı anlatılarda doğrudan “Şeytan” adıyla değil; “o kelime”, “o” ya da eski adıyla Melek-i Tavus biçiminde anılmaktadır.
Sonuç
Melek-i Tavus / Seyta / Seytan, Raa Haqi yaratılış anlatılarında çok katmanlı bir figürdür. Başlangıçta 366 meleğin başı iken yaptığı hata ve Adem’e secde etmeyi reddetmesi sonucunda göksel düzenden uzaklaşmaktadır. Ancak bu düşüş yalnızca itaatsizlik ya da kötülükle açıklanmamaktadır. Melek-i Tavus’un temel kusuru, Adem’in toprak bedenindeki nuru görememesi ve kendini hakikat karşısında doğru biçimde konumlandıramamasıdır.
Bu nedenle Melek-i Tavus / Şeytan, Raa Haqi inancında insanın irade, sorumluluk, nefs, akıl ve hakikati tanıma sınavını açıklayan temel figürlerden biridir. O, insanın karşısındaki dışsal düşman kadar, insanın içinde denetlenmesi gereken yanılsama, kibir ve hakikati görememe hâlini de temsil etmektedir. Bu yönüyle Melek-i Tavus anlatısı, Raa Haqi kozmolojisinde kötülük meselesini mutlak ve dışsal bir kaynağa bağlamaktan çok, insanın kendi sorumluluğu ve içsel sınavı üzerinden anlamlandırmaktadır.
Gezik, Erdal. 2022. “‘Let Me Tell You How it All Began’-A Creation Story Told by Nesimi Kılagöz from Dersim.” Oral Tradition 35 (2): 363-388.
Gezik, Erdal, ve Hüseyin Çakmak. 2010. Raa Haqi – Riya Haqi / Dersim Aleviliği İnanç Terimleri Sözlüğü. Ankara: Kalan Yayınları.
Gezik, Erdal. 2009. “Nesimi Kılagöz ile Yaratılış Üzerine.” Munzur Etnografya Dergisi, Sayı: 32: 4-34.