Bu madde için birden fazla giriş var:

1/2   Yazar: Dr. Ahmet Kerim Gültekin
Kirvelik (1)
Devamını Oku ➤
2/2   Yazar: Erdal Gezik
Kirvelik (2)
Devamını Oku ➤

Kirvelik (2)

Yayın Tarihi: 15 Nisan 2026
Özet
Bu madde, Dersim Aleviliği (Raa Haqi) bağlamında kirvelik (Kivralık / Kirve / Kewra / Kirêw & Sünnet) kurumunu, sünnet ritüeline eşlik eden bir toplumsal pratik olmanın ötesinde, kutsallıkla çevrelenmiş, güçlü ahlaki yükümlülükler ve kalıcı bağlar üreten özgül bir ilişki biçimi olarak ele almaktadır. Kirvelik, farklı aileler ve aşiretler arasında barış kurma, anlaşmazlıkları giderme ve uzun süreli “akrabalık” ilişkileri tesis etme işlevi de görmekte; bu yönüyle “Peygamber dostluğu” olarak adlandırılarak dinsel bir meşruiyet kazanmaktadır. Raa Haqi geleneğinde kirvelik hem zahiri hem de günümüzde artık uygulanmayan batıni biçimleriyle tanımlanmaktadır. Batıni kirvelik, evliyaların ziyaretleri ve batın varlıklar aracılığıyla kurulmakta; bu tür kirvelik bağlarında çocuk, doğrudan kutsal bir varlığın (ziyaretin ve evliyanın) korumasına ve gölgesine emanet edilmektedir. Özellikle zahiri kirvelik ise niyaz, gülbeng, el yıkama merasimi ve “kanlı havlu” gibi ritüel unsurlar aracılığıyla geri döndürülemez bir ahlaki sözleşme olarak tesis edilmektedir. Bu bağ, dört kuşak boyunca evlilik yasağı doğurmakta ve ihlali durumunda ağır yaptırımlar öngörmektedir. Bu çerçevede bu madde, kirveliğin Raa Haqi inanç dünyasında yalnızca bir tören eşliği değil, rıza, sadakat, sorumluluk ve kutsalla temas üzerinden işleyen merkezi bir toplumsal ve etik kurum olduğunu ortaya koymaktadır.

Kewra / Kirêw [1]

Kivra, sünnet olan çocuğun yanında bulunan ve bu süreçte aileye destek olan kişiyi ifade etmektedir. Dersim Aleviliği (Raa Haqi) bağlamında kirvelik, yalnızca bireysel bir dayanışma ilişkisi değil, farklı aileler arasında kalıcı bağların kurulmasını sağlayan temel toplumsal araçlardan biri olarak kabul edilmektedir. Bu ilişki “Peygamber dostluğu” olarak da adlandırılmakta ve güçlü bir ahlaki meşruiyet taşımaktadır. Kirveler arasında evlilik kesin olarak yasaklanmakta; bu yasak, tarafların dördüncü dereceye kadar olan akrabalarını da kapsamaktadır. Kirvelik bağı dört kuşak boyunca geçerliliğini sürdürmektedir. Ayrıca kirvelik, aşiretler arası düşmanlıkların ve anlaşmazlıkların giderilmesinde uzlaştırıcı bir mekanizma olarak da kullanılmaktadır.

Kirvelik bağının kurulması sırasında, kirve tutacak olan aile niyaz pişirmekte; niyazın üzerine elma, üç mum ve 12 kuruş para koyarak kirvelik verilecek evi ziyaret etmektedir. Bu 12 kuruş, Des u diye Mehemed (Muhammed’in On İkisi) olarak adlandırılmakta ve On İki İmam‘a işaret etmektedir. Kirveler, yılda bir kez niyaz eşliğinde birbirlerini ziyaret etmekte; bu ziyaret genellikle sonbahar aylarında gerçekleşmekte ve ikrarın tazelenmesi anlamını taşımaktadır. Bu yönüyle kirvelik, Raa Haqi geleneğinde yalnızca bir ritüel eşliği değil, uzun süreli sorumluluklar ve karşılıklı yükümlülükler üreten, kutsallıkla çevrili bir ilişki biçimi olarak işlemektedir.

Batıni Kirvelik

Günümüzde artık uygulanmayan bir pratik olarak batıni kirvelik, batın alanı ve kutsal varlıklarla kurulan ilişki üzerinden tesis edilmektedir. Batında kirvelik tutanlar, kivra olarak kabul edilecek evliyaya ait mekânı (ziyaret) çocukla birlikte ziyaret etmekte; mum (çıra) yakıldıktan sonra “no kerm esto pêsa to” (bu can senin gölgene emanet) ifadesiyle çocuk kutsal varlığın himayesine teslim edilmektedir. Önceden kivra olarak kimin tutulacağına karar verilmemişse niyete başvurulmakta; örneğin batında kivra tutulacak mekâna gidildiğinde, orada karşılaşılan ilk kişi kivra olarak kabul edilebilmektedir. Eğer ilgili evliyaya ait belirli bir ziyaret mekânı bulunmuyorsa, onun adına niyaz dağıtılarak kirvelik bağı kurulmaktadır. Bazı durumlarda ise kirvelik yalnızca ziyaretlerle sınırlı tutulmakta, doğrudan bir aileye bağlanmadan kutsal mekân üzerinden tesis edilmektedir.

Zahiri Kirvelik

Zahiri kirvelikte kivra önceden belirlenmekte ve kendisine niyet bildirilmektedir. Olumlu yanıt alınması hâlinde, kirvelik bağının kurulacağı gün ve zaman kararlaştırılmaktadır. Belirlenen günde sünnet olacak çocuğun ailesi niyaz pişirmekte; niyazın üzerine kırmızı bir elma, keseye konmuş 12 kuruş (12 metal para) koymakta ve yanlarına mum alarak çocuklarıyla birlikte kivra tutulacak kişinin evine gitmektedir. Giriş sohbetinin ardından ziyaretin amacı yeniden ifade edilmekte; mum yakıldıktan sonra üzerinde elma ve para kesesi bulunan niyaz ortaya getirilmektedir. Çocuğun babası “Ni Des u Diyê Mehemediye” (bunlar Muhammed’in On İkisi’dir) diyerek keseyi kivraya vermekte ve çocuğu kivranın dizine oturtmaktadır. Keseyi alan kivra ise “Des u Diyê Mehemed sare u çımıne mı sere, Haq pozğıniye mede, ma rişa mekero” (Muhammed’in On İkisi başım ve gözüm üstüne, Haq dargınlık ve küskünlük vermesin, yüzümüzü kara çıkarmasın) diyerek çocuğu öpmekte ve kirvelik bağını kabul etmektedir.

Sünnet

Sünnet yapılacağı zaman, kivraya elma ile birlikte hediye gönderilmekte ve kivra sünnete davet edilmektedir. Sünnetten bir gün önce kivra gelmekte; sünnet olacak çocuğun sünnet elbisesi kivra tarafından alınmaktadır. Kivra, elbise ile birlikte aile bireyleri için giyecekler ile yeme ve içmeye ilişkin çeşitli hediyelerle sünnete katılmaktadır.

Sünnetten sonra kivra, çocukla vedalaşmaktadır. Aile, kivrayı önceden hazırlanmış hediyelerle uğurlamaktadır. Sünnetin üçüncü günü kivra, sünnet olan çocuğu hediyelerle birlikte ziyarete gelmektedir. Kivranın ziyaretiyle birlikte çocuk yataktan çıkmakta ve gezmeye başlamaktadır. Kivra bu geceyi evde geçirmekte; ev sahibi genellikle soğıs (kuzu kebabı) hazırlamakta, komşular davet edilmekte ve hep birlikte yemek yenilerek eğlenilmektedir.

Sünnet işlemi gerçekleşmeden önce, sünnet olacak çocuğa destek olacak bir kişiyle kirvelik bağı kurulmaktadır. Sünnetin yapılacağı gün, şafak vaktinde (güneş doğmadan önce) kivra, sünnet olacak çocuğa banyo yaptırmaktadır. Güneşin doğmasıyla birlikte sünnet duasına geçilmektedir. Bu duaya Honika Mehemed denilmektedir. Güneşin doğduğu yöne doğru bir masa konulmakta; masanın üzerine şeniye (sini), ortasına ise pırozıne (un eleği) yerleştirilmektedir. Pırozınenin üzerine bir havlu örtülmekte, sağına niyaz konulmakta ve çıra yakılmaktadır. Sünnetçi, sünnet olacak çocuğu ve kivrasını sağ tarafına, çocuğun ailesini ise sol tarafına alarak masanın arkasında, güneşe bakacak şekilde saf tutmaktadır. Hazır bulunan cemaat onların arkasında durmakta; cemaatin getirdiği lokmalar ve niyazlar da masaya konulmaktadır. Sünnetçi, cemaatten rızalık isteyerek sünnet gülbengini okumaktadır:

Himetkere (sünnetçi)
Himmet Haq ra (cemaat)

Na tore tore Ivrayim peyğamber
Kerdo mıqerem pir u rayver
Hast niado Duzgıne Kemer

Adem u Hava ra ust ra na az
Mehemd u Xeyzade bi berz
Ali u Fatamada bi rez
Haq medo sıma sare dez.

Qirvan ho kerdo lazek ver
Sayido cemato ke amo pêser
Kewrau son werdo des u dıyine ser
Raye endi tariya nicerene peyser.

Honike honika Mehemed
Sıkıre ma ve Comerd
Ewro biyo neşiv sunet
Haq sımare xerkero na odet

Cer hardo dewres cor asmêno kewe
Sayide simaye na rozede
Od dame od ceme
Pêro pia biare sılavete

(Törenin sahibi İbrahim Peygamber / Daim kılanlar ise Pir ile Rehber / Kayayı mekân tutan Duzgı vermesin keder / Adem ile Havva’dan geldi bu zühriyet / Muhammed ile Hatice’de oldu niyet / Ali ile Fatma’dan kaldı kısmet / Haq vermesin başa dert… Kurban olmuş çocuğa feda / Şahittir buna hazır bulunan cemaat / Kivralar On İki İmam’a beyan etmiş niyet / Geri dönüş yoktur, yol karanlık, dönenin sonu felaket… Honikanın sahibi Muhammed / Şükürler olsun sana Comerd / Bugüne kısmet olmuş sünnet / Sizlere hayırlı olsun bu adet… Aşağıda yer, yukarıda gök / Bugün de bizlere tanık / İkrar verdik, ikrar aldık / Hep beraber getirelim selavet)

Gülbengden sonra sünnetçi yüksek sesle, cemaat ise hafif bir sesle selavet okumaktadır. Ardından, ilk olarak çocuğun kivrası, sonra çocuğun ailesi ve onları takiben hazır bulunan cemaat, imkânları ölçüsünde eleğin üzerini örten havluya para bırakmaktadır. Toplanan parayla sünnetçinin ücreti ödenmekte; onun rızalığı alındıktan sonra hazır bulunanlar arasındaki ihtiyaç sahiplerine de çıralık verilmektedir. Niyazlar dağıtılıp lokmalar verilirken çocuk sünnet edileceği yere götürülmektedir. Kivranın dizlerinin üzerine bir havlu serilmekte ve çocuk kivranın kucağına oturtulmaktadır. Sünnet sırasında hafif bir kan havluya damlamaktadır. Eğer kan damlamazsa sünnetçi neşterindeki kanı havluya sürmektedir. Bu duruma “gon rişiya pesê to” (eteğine kan damlamış) denilmektedir. Bu işlemin özel bir anlamı bulunmaktadır. Küskünlük, alınganlık, ihanet ve sadakatsizlik bu bağın önünde engel olarak kabul edilmektedir. Bu kana rağmen bu tür davranışlarda bulunanlar yol düşkünü sayılmakta ve mahşere kadar yola alınmamaktadır. Kanlı havlu kivraya verilmektedir. Kirvelik bağının bozulması hâlinde bu havlu iade edilmektedir.

Sünnet tamamlandıktan sonra el yıkama merasimi yapılmaktadır. Maddi durumu iyi olmayan bir kişi bu merasimi yürütmektedir. Bu kişi ortaya bir leğen getirmekte; sol omzunda yeni bir havlu, sağ elinde su ve sol elinde kullanılmamış yeni bir sabun kalıbı bulundurmaktadır. Çocuğun babası ellerini yıkamak için leğenin yanına gelmekte; sol elin sırtı leğene, sağ elin üstü yukarı bakacak şekilde ellerini birbirine yapışık hâlde tutmaktadır. Bu ellerin üzerinde sırasıyla kivranın ve en üstte sünnetçinin elleri aynı biçimde hazır tutulmaktadır. Merasimi yürüten kişi sünnetçinin ellerine su dökmekte; sünnetçi bu suyu kivranın ellerine, kivra da çocuğun babasının ellerine aktarmaktadır. Ardından sünnetçinin avuçlarına sabun bırakılmakta; sünnetçi ellerini sabunladıktan sonra sabunu kivranın avuçlarına, kivra da çocuğun babasının ellerine sektirmektedir. Çocuğun babası ellerini sabunladıktan sonra sabun kalıbını leğene bırakmaktadır. Daha sonra sünnetçiden başlanarak eller durulanmakta ve merasimi yürüten kişi kurulanmaları için havlu tutmaktadır. El yıkama ve kurutma tamamlandığında kivra ve çocuğun babası merasimi yürütene para (çıralık) vermekte; havlu ve sabun da merasimi yürütene bırakılmaktadır. Kullanılan su, kimsenin basmayacağı temiz bir yere dökülmektedir. El yıkama merasiminden sonra sünnet ritüeli tamamlanmış olmaktadır.

Sonuç

Kirvelik (kivralık), Dersim Aleviliği (Raa Haqi) inanç dünyasında biyolojik akrabalığın ötesine geçen, ritüel, etik ve kutsallıkla iç içe geçmiş bütünlüklü bir ilişki biçimi olarak ortaya çıkmaktadır. Batıni ve zahiri biçimleriyle ele alındığında kirvelik, hem batın varlıklar ve ziyaretler aracılığıyla kutsal koruma ve emanet ilişkisi kurmakta hem de sünnet ritüeli üzerinden aileler arasında geri döndürülemez, kuşaklar arası bir ahlaki bağ tesis etmektedir. Niyaz, gülbeng, rızalık, kanlı havlu ve el yıkama merasimi gibi uygulamalar, bu bağın yalnızca sembolik değil, güçlü yaptırımlar ve sorumluluklar üreten bir sözleşme niteliği taşıdığını göstermektedir. Dört kuşak boyunca süren evlilik yasağı, kirvelik ilişkisinin toplumsal hafızada kalıcı bir yer edinmesini sağlamakta; ihlal durumunda öngörülen ağır sonuçlar, yol ahlakının ve kolektif etik düzenin korunmasına hizmet etmektedir. Bu çerçevede kirvelik, Raa Haqi geleneğinde yalnızca sünnetle sınırlı bir tören eşliği değil; rıza, sadakat, karşılıklı gözetim ve kutsalla temas üzerinden işleyen, toplumsal barışı ve ahlaki sürekliliği güvence altına alan merkezi bir inanç ve ilişki kurumu olarak değerlendirilmektedir.

Sonnotlar:
1.
Editoryal Not: Bu madde, Erdal Gezik ve Hüseyin Çakmak’ın Raa Haqi – Riya Haqi / Dersim Aleviliği İnanç Terimleri Sözlüğü (Ankara: Kalan Yayınları, 2010) adlı çalışmasında yer alan ilgili madde temel alınarak hazırlanmış; söz konusu yayının yazarları tarafından gözden geçirilmiş ve güncellenmiş hâlidir.
Kaynakça & İleri Okumalar

Gezik, Erdal, and Hüseyin Çakmak. 2010. Raa Haqi – Riya Haqi / Dersim Aleviliği İnanç Terimleri Sözlüğü. Ankara: Kalan Yayınları.

Scroll to Top

Alıntıla

  • Kirvelik (2)
  • Yazar: Gezik, Erdal
  • Web Sitesi: Alevi Ansiklopedisi
  • Erişim Tarihi: 14.04.2026
  • Web Adresi: https://www.aleviansiklopedisi.com/madde-x/kirvelik-2-9411/
Gezik, Erdal (2026). Kirvelik (2). Alevi Ansiklopedisi. https://www.aleviansiklopedisi.com/madde-x/kirvelik-2-9411/ (Erişim Tarihi: 14.04.2026)
[working_gallery]